2021’in sonuna doğru "ayağımı yerden kessin, yolda da teneke gibi hissettirmesin" diye 2008 model 1.6 Twinport (Z16XEP) Astra H aldım. Aldığımda 185 bindeydi, tüplüydü. Kasası dik duruyordu, ekspertizde de büyük bir şey çıkmayınca tamam dedik oturduk masaya. Şu an araba 220 bin km oldu, 3 yılda başıma gelenleri sırasıyla anlatayım.

Arabayla ilgili piyasada bir "Alman tankı abi kapısı tok kapanıyor" muhabbeti var ya, hah işte o kapı sesi doğru ama dertsizlik kısmı biraz hikaye :) Arabanın sürüşü, yola oturması gerçekten güzel. Uzun yolda 130-140’la giderken o dönemin Egea’sı gibi, Symbol’ü gibi rüzgarda gezinmiyor, ip gibi gidiyor. Ama mekanik tarafta insana biraz saç baş yolduruyor.

3 yılda cebimden çıkanlar ve kronik belalar

Bu arabaya binip de sanayiye uğramadım diyen yalan söyler. Benim başıma gelenler sırasıyla şöyle:

  • CIM Modülü saçmalığı: Bir gece uzun yolda farlar açıkken fark ettim, kornaya basıyorum çalışmıyor. Üstüne direksiyondaki ses açma tuşuna basınca yol bilgisayarı menüsü değişmeye başladı. Megane’ların direksiyon sargısı neyse Astra H’ın da CIM modülü oymuş meğer. Sanayide lehimle hallettik ama sinir bozucu bir süreçti.

  • Suya yağ karıştırma : Ecotec motorlar 105 derecede çalıştığı için contalar zamanla pişiyor. Bir sabah su deposuna bir baktım, üstü çamur gibi yağ dolmuş. İlk baştan "contayı yaktık" diye beynimden vurulmuşa döndüm ama meğer yağ soğutucusu (eşanjör) patlamış. Soğutucu değişti, antirfizle sistemi 3 kere yıkatmak zorunda kaldık.

  • LPG ve Supap erimesi: Benden önceki sahibi sağ olsun uyduruk bir tüp ayarıyla binmiş. 205 bin km civarında araba sabahları soğukken patır patır çalışmaya, ışıklarda stop etmeye başladı. Kompresyon testinde supapların sıkıştığı anlaşıldı. Kapağı söktürüp çelik supap taktırdım, yanına da adam akıllı bir AFR ayarı yaptırdım. O günden beri rölanti cetvel gibi, bir daha da üzmedi.

Yakıt ve İç Mekan

LPG’de şehir içi 9.5-10 litre civarı yakıyor, uzun yolda 7 litrelere düşüyor. Yakıt olarak günümüz şartlarında cüzdanı hiç yormuyor diyebilirim.

İç mekanda ise o klasiktir zaten, kapı kollarındaki siyah kaplamalar soyuldu, yapış yapış oldu. Ben onları söküp karbon folyo kapladım rahat ettim. Bir de klima yönlendirme klapesi tık tık ses yapıyordu, torpidoyu söküp onu da sabitledik.

Alınır mı?

Bütçesi kısıtlı olup da eli yüzü düzgün, güvenli arabaya binmek isteyen için Astra H bence hâlâ mantıklı. Ama tek bir şartla: Bakımsızına denk gelirseniz ustalarla akraba olursunuz.

Alırken yedek su deposuna bakın (yağ var mı diye), soğuk çalıştırmada rölantisini dinleyin ve mümkünse elektrik tesisatı kurcalanmamış, çelik supaplı olanını arayın. Gerisi bir şekilde halloluyor.